11 Kasım 2012 Pazar
Mersin İdman Yurdu:1 Galatasaray:1
Klasik bir Avrupa dönüşü; düşük tempoyla işi bitirmeye çalıştığımız maçlardan biri. Nurullah Sağlam'ın oynattığı taktik 1960 model, yarı sahayı geçme, duran toplardan olursa gol atarız üstüne yatarız tadında bir oyun anlayışı. Stoperlerin arasına birde Sweeper(süpürücü) koyması bu seviyelerden yüksekleri istemeyen ve aşama kaydetmeye açık olmayan bir teknik direktörlük kariyerine razı bir mental dizayn göstermekte.
İmparator'un defans kurgusu aslında forvette itiş kakışı seven Nobre ve Ergin Keleş'li hucüm hattının ilacı niteliğinde ama Muslera'nın anlık bir konsantrasyon eksikliği ve pozisyon vermeksizin yine bırakılan 2 puan. Değişim sancılı, devrim sancılı ama futbolcularıda ki bu fiziksel yorgunluk ve teknik ekibin mental yorgunluğu aynı anda sahaya yansıyınca sanırım puan kaybı kaçınılmaz hale geliyor.
Maç adına konuşulacak pek birşey; klişe Galatasaray karşısında haddini bilen ve ona göre oynamaya çalışan bir rakip. Direkten dönen iki top ve pozisyon vermeksizin yenen gol. Hakem ise çok istikrarsız maç içinde açıkcası beğenmedim. Bana göre Burak Yılmaz'a arkadan Culio'nun yaptığı şarj çok net fauldü. Ben pozisyonu içerde gördüm ama saolsun Lig Tv pozisyonun tekrarını bile vermedi.
Nurullah Sağlam'a bir not; hakemlere isyan edeceğine hocam takımına ayakta futbol oynatmayı ve mertçe mücadele etmeyi öğret, oyuncuların yerden kalkmadı son 15 dakika. Avrupa'da özellikle EPL'de hakemler buna asla müsade etmiyor. Darısı bizim ligin başına. Tabi biz ilk önce medyasından klüplere, federasyonundan klüp başkanlarına manüplasyon ve şikeye bulaşmış düzeni ortadan kaldırmalıyız ve bunun yardakçılarını.
Bunlar ortadan kalkmadıkça Galatasaray bu lige çok "Avrupalı"....
20 Şubat 2012 Pazartesi
T.F.F Başkanlık Sorunsalı...

Uzun süredir yazamıyorum, gerek zamansızlık, gerek iş temposu olsun yoğun bir dönem yaşıyorum. Açıkcasıda 3 Temmuz süreci başladı başlayalı futbolun ne kadar kişisel amaçlar uğruna kirletildiği ve manipüle edildiğini gördükçe; bu konular hakkında hiçde yazasım gelmedi, daha soğudum açıkcası seyretmektende, tartışmaktanda.
Sezon başı İmparator'un dümeni eline almasıyla, birazda yeni stadın çoşkusuyla kombinelerimizi aldık, maçlara plaseyihanrigibivuruyorum'un yazarı Anıl ve biraderimle gitmeye başladık. Maç anını yaşamak, o çoşkuyu hissetmek tek hedefimizdi, öyle de oldu açıkcası. Stada gidiş-gelişte yaşadığımız o zulümlere hiç girmek istemiyorum, ağzımızın tadını bozmayalım...
Kısa bir girizgahtan sonra asıl yazmak ve tepkimi dile getirmek istediğim konuya geleyim. Malum şu saatlerde Yıldırım Demirören'in aday olup olmayacağını dair bir açıklama bekleniyor ki bugün başkan adayı olabilmek adına bu koltuğa talip kişilerin dilekçelerini vermesi için son gün.
Mehmet Ali Aydınlar konusunda hiç girmek istemiyorum. Kötü niyetli olmadığını düşünüyorum ama Fenerbahçe'yi cezalandırmamak adına hem kendini bitirdi; hem Fener'lilere hemde diğer kulüplere yaranamadı, günah keçisi oldu çıktı. Ancak bunda basiretsiz yönetimi ve keyfi kararları, olayın bu duruma gelmesini kaçınılmaz hale getirdi. Kısacası bu işi beceremedi ve eline yüzüne bulaştırdı diyip geçmek istiyorum.
Şenes Erzik muhtemelen T.F.F başkanı olduktan sonraki hareket planı hakkında verdiği tüyolara gerekli desteği göremeyince, akıbetinin MAA'dan farklı bir olmayacağını düşündü olsa gerek bu topa girmedi. Bence kendisi adına hayırlı olmuştur.
Gelelim Yıldırım Demirören'e neden bu kadar istemekte bu işi? En yüksek makam olduğu için futbol camiasında yoksa başka bir sebebimi var? Gelin şeytanın avukatlığını yapalım. Farz edelim yöneticilik hayatına T.F.F başkanlığını ekleyerek en yüksek makama gözünü dikti diyelim, madem öyle MAA en yüksek makamı gelecekteki Fenerbahçe başkanlığı uğruna neden yaktı? Ha birde bu kadar sıkıntı var iken elini neden taşın altına koynak istiyor Yıldırım Demirören?
Paradoks gibi gözükebilir bu varsayımlar; ancak şöyle bir durum var. Yıldırım Demirören'in dediği gibi "Fenerbahçe'miz" bu süreçte tek suçlu değil; kuvvetle muhtemel Beşiktaş, Sivas, Trabzon, M.İ.Y, Giresunspor ve bir kaç STSL klubüde ceza alabilir. İşte Yıldırım Demirören'i sıkıntıya sokan durum burda başlıyor. Derdi Beşiktaş'ın alabileceği ceza. Bu ceza takımı bir alt kümeye düşürürse zaten borç batağında olan Beşiktaş ciddi manada iflasın eşiğine gelecek ve Yıldırım Demirören'de verdiği milyonların üzerine soğuk bir su içecek gibi gözükmekte. Bu durum sanırım Demirören'in uykularını kaçırıyor, çıkış arıyor olmalı. Gerekirse Avrupa'ya gitmeyelim argümanın altında bunların yanısıra zaten ceza alabilecek Beşiktaş'ın bu sene Avrupa kupalarına katılmasından dolayı katlamalı ciddi bir cezaya maruz kalabileceği(muhtemelen 3 sene Avrupadan men). Bu arada bunca pisliğin olduğu bi ligde bu pisliklere çanak tutan ve bunları destekleyen Anadolu klüplerinin durumuda ironik açıkçası. Umarın başka bir T.F.F başkanı çıkar sevmediğim Haluk Ulusoy bile mevcut adaylardan daha iyidir.
Not: Haluk Ulusoy gelince asla düşme olmaz. Puan silinir ve mevcut kupalar iade edilir. Bizi düşürün diyip; futbol ekonomisi ve yayın gelirleri biz düşersek ne olur diyenlere duyurulur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)